Argedan Bilişim A.Ş.

Gururla, hiç bir zaman dürüstlük ve etik ilkelerden uzaklaşmadan; hep amatör ruhla.

24. Yıl

Tecrübe Güç'tür! 
Argedan'ın Gücü;
Benzersiz Tecrübesidir!

Gergedan

Argedan; 1993 yılında sadece özel yazılımlar üretmek için Zafer Yüce tarafından kurulan bir oluşumdur. Bu misyonla 1998’e kadar bir çok değişik sektörlere program yazarak faaliyetlerine devam ettirmiştir. 1998′den itibaren ise İş Yönetimi Uygulamaları ve Tesis Yönetimi alanlarında, yazılım ve yazılımları ile entegre özel donanım çözümleri sunmak amacıyla yeniden yapılanmıştır. Bu değişimin ilk ürünü olarak; Türkiye’nin ilk Spor Merkezi Üye Takip ve Tesis Yönetim Yazılımı olan GymPro yaratılmıştır. 

GymPro markası; 2012 yılında firmanın Barlas Pehlivan tarafından satın alınması ve organizasyonun yeniden yapılması sonrası Türkiye’nin dört bir yanında, 500’den fazla noktada kullanılmaya başlanmıştır. 

2014 yılında plaza, teknokent, fabrika, ofis vb. işletmeler için sunulan tesis yönetimi, geçiş kontrol ve ön ödeme sistemleri 2018 yılından itibaren iCard (Tescil 2013) markası adı altında toplanmıştır. Argedan; GymPro ile birikte iCard yazılımına da “Mobil uygulama ile karekodlu geçiş” özelliğini ekleyen ilk Türk firması olma özelliğini taşımaktadır. iCard; halen Türkiye’de orta ve büyük ölçekli kurumlar tarafından en fazla tercih edilen yazılımdır.

Argedan Bilişim A.Ş. %100 Türk sermayeli bir şirkettir. 


Neden Argedan?


İhtiyaç oluşmadan çözüm yaratan pro-aktif bir aileyiz.


"Beklentilerin üzerinde Hizmet” sloganının savunucusuyuz ve hep de öyle kalacağız.


Sektöründe AR-GE’ye en fazla yatırım yapan biziz, çünkü bugünü değil; yarını düşünüyoruz.


Yazılım ile ilgili en önemli felsefemiz; "Basit ve güvenli yazılımlar yaratmaktır”


Tüm rakiplerimize göre en büyük avantajımız ise; SİZLERİ EN HIZLI VE EN İYİ ANLAYAN BİZİZ!


Rekabet İlkelerimiz

Rakibimiz hakkında hiç bir kötü şey söylemiyoruz, çünkü böyle yaparsak müşterilerimizin güvenini kaybedeceğimizi biliyoruz.

 

Rakibimizin başarılarını kıskanmıyoruz, çünkü kıskanmanın bizi daha başarılı yapmayacağını biliyoruz.

 

Rakibimizin müşterilerine nelere önerdiği ile ilgilenmiyoruz, çünkü ilgilenmemiz gereken tek şeyin onların beklentilerini karşılamak olduğunu biliyoruz.

 

Rakibimizi taklit etmiyoruz; çünkü kendi farklılıklarını ortaya koymadıkça kopyaların ancak asılları yaşatacağını biliyoruz.

 

Rakibimizi Büyük ya da Küçük görmüyoruz; çünkü bizi hak ettiğimiz yere koyanın yalnızca müşterimiz olduğunu biliyoruz.

 

 (Sevgili Kürşat Tuncel'in kaleminden.)